This evaluation is published in Turkish, because it analyses Turkish legislation and case law in their original wording. Please contact us for an assessment in your own language.

TUĞ LEX Hukuk Kütüphanesi · Ceza Muhakemesi Hukuku · Koruma Tedbirleri

Gizli Soruşturmacı Müessesesi: CMK m.139'un Sınırları ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu

Uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve örgütlü suç dosyalarında sıkça karşımıza çıkan gizli soruşturmacı tedbiri, ceza muhakemesi hukukumuzun en dar sınırlarla çevrelenmiş koruma tedbirlerinden biridir. Uygulamada ise bu sınırların yeterince gözetilmediği dosyalarla karşılaşılmaktadır. Aşağıda tedbirin yasal çerçevesini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadını ve savunma tarafının denetlemesi gereken noktaları ele alıyoruz.

Hazırlayan: TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık, Ceza Hukuku Çalışma Birimi  ·  Güncelleme: Temmuz 2026  ·  5271 sayılı CMK m.139 (7445 sayılı Kanun değişikliği dâhil)

Kısaca

  • Gizli soruşturmacı ancak kamu görevlisi olabilir. Görevlendirmeye yalnızca hâkim karar verir; Cumhuriyet savcısının bu yetkisi yoktur.
  • Tedbire yalnızca kanunda sayılan sınırlı suçlarda başvurulabilir. Örgüte üye olma suçu bu listede yer almaz.
  • Görevli, kişide önceden bulunmayan bir suç işleme kastı yaratmışsa elde edilen delil hukuka aykırıdır. Bu, AİHM'in yerleşik içtihadıdır.
  • Kolluğun alıcı rolüne girmesi farklı bir kurumdur ve savcı emri yeterlidir. Ancak savcı görevlendirmesi yoksa delil geçersizdir.
  • Kabahatler bakımından bu usulün yasal dayanağı bulunmamaktadır (AYM Genel Kurulu, B. No: 2016/69274).

1. Gizli soruşturmacı nedir, ne değildir?

Gizli soruşturmacı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 139. maddesi uyarınca görevlendirilen bir kamu görevlisidir. Görevi, gerektiğinde suç örgütünün içine sızmak, örgütü gözetlemek ve izlemek, örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak, örgütün işlediği suçlarla ilgili iz, eser, emare ve delilleri toplamak ve muhafaza altına almaktır.

Kanun metni "kamu görevlileri" demektedir. Bu ifade bir sınır çizer. Herkesin gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesi mümkün değildir. Örneğin örgüt içinden bir gizli tanığın gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesi olanağı yoktur. Yalnızca kamu görevlisi olan kimseler bu göreve atanabilir. Bu kişinin kolluk görevlisi olması ise şart değildir; diğer kamu görevlileri de gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir.

Tedbirin ayırt edici özelliği, soruşturmacının kimliğinin değiştirilebilmesidir. Bu kimlikle hukuki işlem yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir. Görevlendirme kararında soruşturmacının gerçek kimlik bilgilerine veya gerçek kimliğini açık edebilecek bilgilere yer verilmez; bunun yerine ilgili kolluk birimi tarafından verilen aidiyet numarası kullanılır. Kimlik, görevin sona ermesinden sonra da gizli tutulur.

Kilit Nokta

Gizli soruşturmacı yalnızca soruşturma aşamasında görevlendirilebilir. Kovuşturma aşamasında görevlendirme imkânı bulunmamaktadır. Görevlendirme için açılmış bir soruşturmanın varlığı da zorunludur. Gizli soruşturmacı ancak soruşturma devam ettiği sürece görevine devam edebilir.

Kanunun bir başka mutlak sınırı, soruşturmacının görevini yerine getirirken suç işleyememesidir. Buna karşılık görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz. Göreve başlamadan önce gizli soruşturmacıya, örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulmayacağı, ancak görevini yerine getirirken suç işleyemeyeceği ile diğer hak ve yükümlülükleri anlatılır.

2. Görevlendirmenin zorunlu koşulları

CMK m.139 uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte bulunması gerekir. Bunlardan herhangi birinin eksikliği, tedbiri ve onun ürünü olan delilleri hukuka aykırı hâle getirir.

  1. Soruşturmaya konu suçun katalog suçlardan olması. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi koruma tedbirine her suç soruşturması ile alakalı başvurulamamaktadır; yalnızca kanunda katalog olarak gösterilen bazı suçlar için bu tedbire başvurulabilir. Madde incelendiğinde bu suçların çok sınırlı olduğu görülür. Tedbir riskli ve zahmetli olduğundan, kanun koyucu daha çok örgüt hâlinde işlenen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilmesini kabul etmiştir.
  2. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması. Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda, dosyadaki somut delillere göre soruşturulan kimselerin mahkûm olmalarının kuvvetle muhtemel olması gerekir. Tedbirin niteliği gereği soruşturulan herkes için kuvvetli şüphe aranmasına gerek yoktur; eylemin örgüt kapsamında işlendiği ve soruşturulan kimsenin de bu suçu işlediği kuvvetle muhtemel ise soruşturmacı atanabilecektir. Soruşturmacının görevi yalnızca o an hakkında soruşturma açılan kimsenin soruşturulması ile sınırlı değildir; örgütün tüm elemanlarının ve tüm faaliyetlerinin ortaya çıkarılması için çalışmak üzere görevlendirilmektedir.
  3. Başka bir surette delil elde edilememesi. Soruşturma konusu suç ile ilgili arama, elkoyma gibi bir kısım koruma tedbirleri ile delil elde etme olanağı bulunmakta ise, artık gizli soruşturmacı görevlendirilemez. İlgili Yönetmeliğin 4. maddesine göre başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması hâli; soruşturma veya kovuşturma sırasında diğer tedbirlere başvurulmuş olsa bile sonuç alınamayacağı hususunda bir beklentinin varlığı veya başka yöntemlerden biri ya da birkaçının uygulanmasına rağmen delil elde edilememesi ve delillere ancak bu Yönetmelikte düzenlenen tedbirlerle ulaşılabilecek olmasını ifade eder.
  4. Hâkim kararı. Gizli soruşturmacı görevlendirme yetkisi münhasıran hâkime aittir. Bu koruma tedbirine soruşturma aşamasında başvurulacağından yetkili hâkim Sulh Ceza Hâkimidir. Cumhuriyet savcısına, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bile gizli soruşturmacı görevlendirme yetkisi tanınmamıştır. Kolluk amirlerinin de gizli soruşturmacı görevlendirebilmesi mümkün değildir. Bu yönüyle m.139, iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirlerinden ayrılır.
  5. Görevlendirilecek kişinin rızası. Gizli soruşturmacı olarak kullanılacak kişi, soruşturmayı yürüten kolluk kuvvetinin talebi üzerine bu konuya ilişkin görevlendirilen birim tarafından saptanır. Ancak görevlendirilecek kişinin bu hususta rızasının alınması şarttır.
  6. Usulüne uygun bir kararın düzenlenmesi. Gizli soruşturmacı kullanılmasına ilişkin talep ve kararlarda; soruşturma numarası, aidiyet numarası, kararın hangi suçun soruşturulması için istendiği ve bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu, gizli soruşturmacının araştırmada bulunacağı örgüt veya kişilerle ilgili bilgiler ile başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmadığı hakkındaki açıklama, bilgi veya belgeler yer alır.

Görevlendirme kararı gizli kararlardandır. Verilen karar Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir; mahkeme kaleminde kalan suretinin gizli tutulması için ilgili hâkim tarafından gerekli tedbir alınır. Söz konusu kararlar tedbir süresince değişik iş kartonuna takılmaz, tedbirin sona erdiği öğrenildiğinde ilgili kartona ilave edilir.

Aynı soruşturmayla ilgili olarak birden fazla gizli soruşturmacı görevlendirilebilir. Hatta birden fazla kimsenin görevlendirilmesi, gizli soruşturmacıların güvenliği açısından daha faydalı olabilir.

Tartışmalı bir mesele: Tedbirin süresi

Madde metninde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi bakımından herhangi bir süre sınırlandırılması yapılmamıştır. Bir görüşe göre bu tercih tedbirin niteliğinden kaynaklanır: gizli soruşturmacının örgüt içinde güven sağlaması zaman alabileceğinden görevi uzun süre devam edebilir, önemli olan gerekli delilleri toplaması veya delillerin toplanması için ortam hazırlamasıdır. Bu anlayışa göre gizli soruşturmacının ne kadar görev yapması soruşturma açısından iyi ise, o kadar görev yapacaktır.

İkinci bir görüş ise, temel hak ve özgürlüklere ağır müdahale oluşturan bir koruma tedbirinin süre bakımından tümüyle belirsiz bırakılmasının Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığını savunur. Kanaatimizce ikinci görüş daha isabetlidir. Hâkimin, görevlendirme kararında somut olayın gereklerine göre bir süre belirlemesi ve bu sürenin gerekçeli olarak uzatılması usulünün benimsenmesi yerinde olur. Ne var ki kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından, uygulamada tedbirin soruşturmanın devamı boyunca sürdürülebildiği görülmektedir.

Bağlantılı bir hükme de işaret etmek gerekir. CMK m.140/3'e 2017 yılında eklenen cümle uyarınca, teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli soruşturmacı görevlendirilmesi hâlinde teknik izleme için öngörülen süreler bir kat artırılarak uygulanır.

3. Hangi suçlarda başvurulabilir?

CMK m.139/7, tedbire başvurulabilecek suçları tahdidi olarak saymıştır. Bu liste dışındaki hiçbir suç bakımından gizli soruşturmacı görevlendirilemez.

KanunSuç
Türk Ceza Kanunu Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m.188)
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (m.220); ikinci, yedinci ve sekizinci fıkralar hariç
Silahlı örgüt (m.314) veya bu örgütlere silah sağlama (m.315)
6136 sayılı Kanun Silah kaçakçılığı (m.12)
2863 sayılı Kanun Kültür ve tabiat varlıklarını koruma mevzuatına aykırılık (m.68 ve 74)

Örgüte üye olma suçunun katalog dışında bırakılması

Katalog düzenlemesinin dikkat çeken yönlerinden biri, TCK m.220'ye yapılan atfın ikinci, yedinci ve sekizinci fıkraları kapsam dışında bırakmasıdır. Bu fıkralar sırasıyla örgüte üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve örgütün propagandasını yapma suçlarını düzenlemektedir.

Bir görüşe göre bu istisna bilinçli bir tercihtir ve salt örgüte üyelik isnadına dayanılarak gizli soruşturmacı görevlendirilmesi kanuni dayanaktan yoksundur; zira kanun koyucu tedbiri, örgütü kuran ve yöneten kişiler ile silahlı örgüt yapılanmalarıyla sınırlamak istemiştir. İkinci bir yaklaşım ise örgüt soruşturmalarının bölünmez niteliğine dayanarak, dosyada katalog içi bir isnadın bulunması hâlinde tedbirin dosya bütünü bakımından geçerli sayılması gerektiğini savunur.

Kanaatimizce madde metninin lafzı birinci görüşü desteklemektedir. Koruma tedbirlerinde kıyas yasağı gözetildiğinde, katalogda açıkça dışlanan bir fıkranın yorum yoluyla kapsama alınması kabul edilemez. Bununla birlikte bu meseleyi doğrudan ele alan yerleşik bir Yargıtay içtihadına ulaşamadığımızı belirtmeliyiz. Uygulamada örgüt dosyalarında m.220/1 veya m.314 isnadı da çoğunlukla birlikte bulunduğundan, mesele saf hâliyle nadiren gündeme gelmektedir. Buna rağmen yalnızca üyelik isnadına dayanan bir görevlendirme söz konusuysa, bu husus savunma bakımından ileri sürülmeye değerdir.

Karar tarihine göre değişen rejim: 2 Aralık 2016 eşiği

24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle iki önemli değişiklik yapılmıştır. Birincisi, birinci fıkrada yer alan "ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle" ibaresi "hâkim tarafından" şeklinde değiştirilmiştir. İkincisi, yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendindeki "Uyuşturucu" ibaresi "Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu" şeklinde değiştirilerek, münferit uyuşturucu ticareti suçları da kapsama alınmıştır.

Önemli Ayrım

Burada belirleyici ölçüt olayın tarihi değil, görevlendirme kararının tarihidir. Usul hükümleri kural olarak yürürlüğe girdikleri andan itibaren derhâl uygulanır; tamamlanmış usul işlemleri ise yapıldıkları tarihte yürürlükte olan kurala tabi kalır. Buna göre 2015 tarihli bir olay bakımından 2017 yılında verilmiş bir görevlendirme kararı yeni rejime tabidir. Buna karşılık 2016 yılının Kasım ayında verilmiş bir karar bakımından, kararın ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle verilmiş olması aranacak ve münferit uyuşturucu ticareti katalog dışında kalacaktır.

Görevlendirme kararının tarihi Karar mercii Münferit uyuşturucu ticareti
02.12.2016 öncesi Ağır ceza mahkemesi, oy birliğiyle Katalog dışı
02.12.2016 sonrası Hâkim (soruşturmada Sulh Ceza Hâkimliği) Katalog içi

4. Gizli soruşturmacı mı, gizli soruşturma yapan kolluk mu?

Uygulamada dosyaların sonucunu belirleyen en önemli mesele, birbirine benzemekle birlikte hukuki rejimleri tamamen farklı olan üç figürün ayırt edilmesidir.

Gizli soruşturmacı Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi Ajan provokatör
Dayanak CMK m.139 CMK m.160 ve devamı Yasal dayanağı yoktur
Karar mercii Hâkim (zorunlu) Cumhuriyet savcısı; yazılı, acele hâlde sözlü emir
Kimlik Değiştirilir Gizlenir, değiştirilmez
Suç sınırı Yalnızca katalog suçlar Katalog sınırı yoktur
Rolü Örgüte sızar, izler, delil toplar Alıcı rolüne girer, mevcut suçu belgeler Suç işleme kararı olmayan kişide suç kastı yaratır
Sonuç Koşullar varsa delil hukuka uygundur Koşullar varsa delil hukuka uygundur Delil hukuka aykırıdır

Bu ayrımın pratik değeri şudur. Gizli soruşturmacı, kanundaki şartlara uyarak örgüt faaliyeti çerçevesinde veya örgütlü olup olmadığına bakılmaksızın uyuşturucu ticareti suçlarında görev alan kişilerdir. Örneğin sanıklara atılı fuhuş suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemiş olması nedeniyle gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkün değildir.

Ancak bu durum, kolluk görevlisinin resmî sıfatını gizleyerek işlenen suçun tespiti, önlenmesi ve delillerin toplanması amacıyla soruşturma yapmasını engellemez. Kolluk görevlisi, 5271 sayılı CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delil toplamak için suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabilecektir. Bu durumlarda adli kolluk görevlisinin CMK'nın 139. maddesi gereğince değil, aynı kanunun 160 ve devamı maddeleri uyarınca görevlendirilmesi yeterlidir.

Bu ayrım doktrinde de benimsenmektedir (Yener Ünver ve Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku Ders Kitabı, 9. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s.474) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun pek çok kararında vurgulanmıştır.

Delilin hukuka uygun sayılması için aranan koşullar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, AİHM içtihadı ve CMK'daki düzenlemeler uyarınca, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin elde ettiği delillerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için aşağıdaki koşulların varlığı aranmalıdır.

a) Kışkırtıcı ajan gibi hareket edilmemiş olması

Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi hiçbir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket etmemeli, önceden failde bulunmayan suç işleme kastı oluşturularak fail suç işlemeye azmettirilmemelidir.

b) Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmış bir görevlendirmenin bulunması

CMK'nın 160 ve 161. maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisine bu emri yazılı veya acele hâllerde sözlü olarak vermesi gerekir. Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü emri olmadan, CMK'nın 161/2. maddesi uyarınca adli kolluk görevlisinin Cumhuriyet savcısına bilgi vermeden kimliğini gizleyerek adli işlem yapması hukuka aykırıdır ve elde ettiği delil de hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamaz. Kimliğin gizlenerek adli işlem ifası olağan bir işlem olmayıp ikincil bir tedbirdir. Bu tedbirin gerekliliğinin ve orantılılığının mutlaka Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenmesi gerekir.

c) Tutanak düzenleyicilerinin dinlenmesi

Kolluk görevlisinin tutanağı delil olarak kabul edildiğinde, diğer delillerle birlikte tutanağa da dayanılıyorsa mutlaka tutanak düzenleyiciler dinlenmeli; sanığa, tutanak ve düzenleyicilerin anlatımlarına karşı savunma yapma imkânı verilmelidir.

5. Ajan provokatör ve kışkırtma yasağı

Ajan provokatör, suç işleme kararı olmayan bir kimsede suç işleme kararı oluşturan, başka bir anlatımla o kimseyi suça azmettiren veya suça teşvik eden kimse olarak tanımlanmaktadır (Ersan Şen, Türk Hukukunda Telefon Dinleme, Gizli Soruşturmacı, X Muhbir, 5. Baskı, Seçkin, Ankara 2011, s.239).

Ajan provokatörler kişinin suç işlemesini teşvik etmekte ya da kişiyi suç işlemeye azmettirmekte ve bu yolla başka türlü suç işlemeyecek bir kimsenin suç işlemesini sağlamaktadırlar. Bu yönüyle ajan provokatör, hem gizli soruşturmacıdan hem de resmî sıfatını gizleyerek soruşturma yapan kolluk görevlilerinden ayrılmaktadır.

Kanunun soruşturmacıya suç işlemeyi yasaklaması ile AİHM'in kışkırtma içtihadı aynı ilkeye dayanır: devlet mevcut bir suçu ortaya çıkarabilir, var olmayan bir suçu yaratamaz. Bu sınırın aşıldığı hâllerde elde edilen delil hukuka aykırı hâle gelir ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş sayılır.

6. AİHM içtihadı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gizli soruşturmacının işlenen veya işlenmek üzere olan suçu ortaya çıkartmak için şüphelilerle temas kurarak suçüstü yakalanmalarını sağlamasını Sözleşmeye uygun bulmuştur. Buna karşılık gizli soruşturmacının suç işleme niyeti olmayan kişileri suç işlemeye teşvik ve azmettirmesi, Sözleşmenin ihlali olarak kabul edilmiştir.

Lüdi / İsviçre, Başvuru No: 12433/86, 15.06.1996

İsviçre makamlarının Alman polisi tarafından haberdar edilmesi ve olayın soruşturma hâkiminin bilgisi dâhilinde yürütülmesi nedeniyle 6. maddenin ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

İhlal yok
Teixeira de Castro / Portekiz, Başvuru No: 25829/94, 09.06.1998

Kolluk güçlerinin uyuşturucu temin etmesi için iletişime geçtiği başvurucunun, başka bir yerden uyuşturucuyu tedarik edip getirmesinin ardından tutuklandığı olayda Mahkeme; polisin başvurucunun uyuşturucu ticaretine iştirak ettiğine dair şüphe duymalarını gerektirecek herhangi bir ön bilgiye sahip olmadığını ve polis memurlarının başvurucunun tanıdıklarını hedef alan bir operasyon esnasında başvurucu ile şans eseri karşılaştıklarını vurgulamıştır. Başvurucunun daha önce bir suç kaydı olmamasını dikkate alarak, suç işlemeye meyilli olduğuna ilişkin iddiayı destekleyecek bir kanıtın bulunmadığını, kolluk görevlilerinin başvurucuyu suç işlemeye tahrik ettiklerini ve bu tahrik olmasaydı suçun işleneceğine dair bir belirtinin olmadığını belirlemiştir.

Kararda yer alan şu değerlendirme bugün de yol göstericidir: "Her ne kadar organize suçlardaki artış uygun önlemler alınmasını gerektirse de adil yargılamadan vazgeçilmemelidir. Bu nedenle amaca ulaşmak uğruna adil yargılama hakkı feda edilerek polisin kışkırtması sonucu elde edilen delilin kullanılması meşru değildir."

İhlal
Burak Hun / Türkiye, Başvuru No: 17570/04, 15.12.2009

Kolluk adına çalışan ve uyuşturucu alıcısı gibi hareket eden üçüncü kişinin başvurucuyu arayarak kendisine uyuşturucu temin etmesini istediği, başvurucunun bu teklifi kabul edip bir başka kişiden tedarik ettiği uyuşturucuyu teslim etmek için buluştuğu ve seri numaraları önceden tespit edilen paraları aldıktan sonra yakalandığı olayda Mahkeme; üçüncü kişinin uyuşturucu temini için başvurucuyu aramasından önce, başvurucunun suç teşkil eden bir eylem hazırlığında olduğunu gösteren hiçbir delil olmadığını, kolluğun yönlendirmesi ile hareket eden üçüncü kişinin olayda pasif bir şekilde davranmayıp başvurucuyu suç işlemeye teşvik ettiğini ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirlemiştir.

Karar ispat hukuku bakımından da önem taşır: "Mahkemelerce sadece gizli görevlinin tutanaklarına dayanarak değerlendirme yapılmamalıdır, tutanaklar başka sonuca götürecek unsurlarla teyit edilmelidir. Sanık suç işleme potansiyeline sahip bir kişi olsa bile somut olayda görevlinin müdahalesinden önce failin suç işleme hazırlığında olduğunun başka delillerle desteklenmesi gerekir."

İhlal
Shannon / Birleşik Krallık, Başvuru No: 67537/01, 06.04.2004 (kabul edilemezlik kararı)

Bir gazetecinin, bilgi kaynaklarından aktörlük yapan başvurucunun uyuşturucu temin ettiğini öğrenmesi üzerine kendisine uyuşturucu temin etmesini istediği olayda Mahkeme; başvurucudan uyuşturucu temin etmesini isteyen kişinin polis için, polis tarafından verilen yönergeler doğrultusunda veya polisin kontrolü altında hareket etmeyen bir gazeteci olduğunu, polisin ön bilgiye sahip olmadığını ve gazetecinin uyuşturucu temini yolundaki ilgisi karşısında başvurucunun gönüllü olarak suç işlediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Mahkeme, Teixeira de Castro kararının Devlet yetkilileri veya bizzat Devlet tarafından düzenlenen bir tuzak operasyonuyla ilgili olduğunu, Devlet yetkilileri dışındaki bireyler tarafından düzenlenen tuzaklar hususuna değinmediğini de belirtmiştir.

İhlal yok
Calabro / İtalya, Başvuru No: 58895/00, 11.03.2002

Gizli ajanın ifadelerinin başvuranın mahkûmiyetinde belirleyici faktör olmadığı; buna ek olarak başvurana yargılama aşamasında, soruşturmada görev alan polis memurlarını sorgulama ve polis operasyonunun niteliği ile kullanılan usulleri netleştirme fırsatı verildiği gerekçesiyle adil yargılama hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

İhlal yok
AİHM'in Değerlendirme Ölçütü

Teixeira de Castro ve Burak Hun davalarında başvurucular ile iletişime geçen kişiler kolluk görevlisi veya kolluk adına çalışan üçüncü kişilerdir ve bu kişiler, başvurucularda daha önce var olmayan bir suç işleme kastını yaratmışlardır. Shannon davasında ise temasa geçen kişi polis için ya da polisin kontrolü altında hareket etmeyen bir gazetecidir ve başvurucunun o anda uyuşturucu temini hususunda eğilimi bulunmaktadır.

Buna göre AİHM iki hususu esas almaktadır. Birincisi, kişide önceden var olmayan bir suç işleme kastının yaratılıp yaratılmadığı. İkincisi, başvurucu ile iletişime geçen üçüncü kişinin polis için, polis tarafından verilen yönergeler doğrultusunda veya polisin kontrolü altında hareket edip etmediği.

7. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun çizgisi

YCGK 19.02.2013, 2011/5.MD-137 – 2013/58

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ihbar mektubunda, bir kısım avukatların örgütlü olarak F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklu kişilerle temas kurup tahliye ettirmek için yüklü miktarda para talep ettikleri ve aksi takdirde tahliye olmalarının mümkün olmadığını söyleyerek baskı kurdukları belirtilmiştir. Bunun üzerine başlatılan soruşturmada, nöbetçi ağır ceza mahkemesi üyeliğinin kararı ve CMK'nın 139. maddesi uyarınca "suç örgütünün faaliyetlerinin ortaya çıkartılabilmesi amacıyla" GS 211 kod numaralı görevli, "Avukat Kaya Korkmaz" ismiyle gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir.

Ceza Genel Kurulu, mahkeme kararı uyarınca görevlendirilen gizli soruşturmacının örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen rüşvet suçuna ilişkin elde ettiği delillerin yasal delil olarak değerlendirilmesinin yerinde olduğuna hükmetmiştir.

Delil geçerli
YCGK 12.05.2015, 2014/10-454 E., 2015/156 K.

CMK'nın 139. maddesi dışındaki suçlar yönünden de kolluk görevlilerinin CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delilleri toplamak amacıyla alıcı rolüne girerek suça azmettirmeden ve teşvik etmeden şüpheliden uyuşturucu madde satın almasını mümkün görmüştür.

Aynı kararda bu durumda görev yapan görevlinin gizli soruşturmacı değil "gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi" olduğu, suça teşvik etmeden veya azmettirmeden elde ettiği delillerin hukuka uygun olacağı hükmedilmiştir. Bu ilke, Ceza Genel Kurulu'nun sonraki tarihli kararlarında da istikrarlı biçimde sürdürülmüştür.

Delil geçerli
YCGK 03.07.2018, 2018/18-71; 2018/319

Antalya'da yaşanan bir fuhuş olayında; tanığın kolluğa önceden bilgi vermeden ve kolluğun talimatı ya da kontrolü olmaksızın sanık ile iletişime geçmesi, sanığın soruşturma başlamadan önce tanığa çok sayıda kadın göstererek var olan suç işleme kastını ortaya koyması ve diğer sanıkların kolluğun yönlendirmesi ve teşviki olmaksızın yanlarındaki mağdurlar ile buluşma yerine gelmeleri karşısında; kolluk görevlilerinin sanıkları suça azmettirmeden veya teşvik etmeden, 5271 sayılı CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suçu önlemek ile suç ve failini belirlemek için hukuka uygun şekilde delil topladıkları kabul edilmiştir.

Kararın uygulamadaki en önemli sonucu şudur: kolluk tarafından düzenlenen tutanakta CMK'nın 139. maddesindeki koruma tedbirine münhasıran kullanılan "gizli soruşturmacı" kavramına yer verilmesi, bu koruma tedbirine başvurulduğu anlamına gelmeyeceği gibi, Cumhuriyet savcısı tarafından CMK'nın 160. maddesi uyarınca yapılan görevlendirmeyi de usule aykırı hâle getirmez.

Delil geçerli
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 13.12.2017, 2015/43326 E. – 2017/14840 K.

Yasal düzenlemelere aykırı şekilde, Cumhuriyet savcısının CMK'nın 160 ve devamı maddelerine göre yaptığı yazılı veya sözlü bir görevlendirme bulunmaksızın, bir ihbar üzerine sanığa ait masaj salonuna bir kolluk görevlisinin müşteri olarak gönderildiği, sanığın gösterdiği içerideki bayanlardan biriyle fuhuş pazarlığı yapılarak önceden seri numarası alınmış paranın mağdura verilmesinden sonra polis kimliğinin açıklandığı olayda; kolluk görevlileri tarafından yapılan işlemlerin CMK'nın 116 ve devamı maddeleri ile 123 ve 127. maddelerine aykırı olduğu, bu nedenle elde edilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğu kabul edilmiş ve beraat hükmü onanmıştır.

Delil hukuka aykırı

Yargıtay Ceza Dairelerinin güncel kararlarında da kışkırtma unsuru titizlikle denetlenmektedir. Görevlinin sanığı uyuşturucu satışına yönlendirdiği veya suça teşvik edecek nitelikte ısrarla uyuşturucu isteyerek sanığın iradesi üzerinde etkili olduğu tespit edilen dosyalarda, elde edilen deliller hukuka aykırı sayılmakta ve mahkûmiyet hükümleri bozulmaktadır.

8. Anayasa Mahkemesi: Kabahatlerde gizli soruşturmacı olmaz

AYM Genel Kurulu, Muhsin Hükümdar (2), B. No: 2016/69274, 05.03.2020 (RG: 24.07.2020-31195)

Alkollü içki satışı yapılan bir işyerini işleten başvurucuya, kamu makamlarınca gece vakti alkollü içki satma kabahatini işlediği gerekçesiyle idari para cezası verilmiştir. Kolluk görevlilerinin düzenlediği tutanağa göre bir polis memuru, 18.11.2014 tarihinde saat 00.20 civarında müşteri görünümüyle işyerine gelmiş, alkollü içki satın almak istediğini beyan ederek önceden seri numarası alınmış parayı uzatmış ve başvurucu içkiyi görevliye uzatarak para üstünü vermeye çalışırken polis kimliğini göstererek tutanak düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin tespitleri şöyledir. Polis memurunun kabahatin işlenmesi sürecinde yalnızca edilgen bir biçimde kabahat teşkil eden eylemi incelemekle sınırlı kalmadığı ve bunun aksine kabahatin işlenmesinde aktif olarak rol aldığı görülmektedir. Ancak alkollü içki dışındaki ürünlerin de satışının yapıldığı söz konusu işyerinde gerçekleşen olayda başvurucunun polis müdahalesi yapılmadan önce işyerindeki alkollü içkileri yasak olarak belirlenen saatlerde sattığı yönünde şüphenin var olduğu somut bir biçimde gösterilememiştir. Dolayısıyla ortada söz konusu kabahatin daha önce işlenmiş olduğu yönünde bir şüphe olmadığı hâlde kamu görevlileri aracılığıyla bu kabahatin işlenmesine sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkeme ayrıca 5326 sayılı Kanun'da gizli soruşturmacı gibi bir usulün kabahatler yönünden uygulanmasına imkân veren bir düzenleme olmadığı gibi, bu konuda 5271 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân veren bir atıf da bulunmadığını tespit etmiştir. Derece mahkemelerinin kararlarında bu yönden hiçbir değerlendirme yapılmamış; itirazı inceleyen hâkimlik sadece düzenlenen resmî nitelikli tutanağın aksine bir delilin başvurucu tarafından ileri sürülemediğini belirtmekle yetinmiş ve müdahalenin anayasal güvencelere uygun olup olmadığını tartışmadan söz konusu tutanağı esas almıştır.

Sonuç olarak, somut olayın koşulları altında başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinin gerektirdiği hakkaniyete uygun yargılamadan yoksun bırakıldığı ve adil yargılanma hakkı bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

İhlal

Kararın etkisi alkollü içki satışı dosyalarıyla sınırlı değildir. Gerekçe, kabahat niteliğindeki eylemlerde kolluğun kimliğini gizleyerek tuzak kurması hâllerinin tamamını kapsayacak niteliktedir. Karar, idari para cezasına itiraz süreçlerinde doğrudan dayanılabilecek bir kaynaktır.

9. Elde edilen delilin akıbeti

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin amacı ve CMK'nın 139/4. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; gizli soruşturmacının faaliyetini izlemekle görevlendirildiği suç örgütüne ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve delilleri toplamakla yükümlü olduğuna göre, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili gizli soruşturmacı tarafından elde edilen delillerin hukuka uygun elde edildiğinin ve yasal delil olarak kabul edilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.

Buna karşın, gizli soruşturmacının örgütün faaliyetine ilişkin olmayan, yani örgüt üyelerinin kişisel nitelikteki suçlarına ilişkin elde ettiği deliller tek başına yasal delil olarak kullanılamayacaktır. Ancak Cumhuriyet savcılığının bunları delil başlangıcı ya da ihbar kabul ederek soruşturmaya başlamasına da bir engel bulunmamaktadır.

Delilin niteliğiHukuki sonuç
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suça ilişkin Hukuka uygun, yasal delil
Örgüt üyelerinin kişisel nitelikteki suçlarına ilişkin Tek başına yasal delil olarak kullanılamaz; delil başlangıcı veya ihbar sayılabilir
Yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak maddede katalog hâlinde gösterilen suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek delil Muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet başsavcılığına derhâl bildirilir
Suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler Derhâl yok edilir (m.139/6)
Tedbirin kullanılması sonucunda suç işlendiğine ilişkin bilgi elde edilememişse Elde edilen tüm veriler, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra Cumhuriyet savcısı ve sorumlu kolluk görevlisi tarafından toplam süre 10 günü geçmemek kaydıyla imha edilir
Hâkim kararı olmaksızın uygulanan m.139 tedbiri Hukuka aykırı delil (AY m.38/6; CMK m.206/2-a, 217/2, 230/1-b, 289/1-i)
Savcı görevlendirmesi olmaksızın kimlik gizlenerek toplanan delil Hukuka aykırı delil
Kışkırtma bulunan hâller Hukuka aykırı delil ve adil yargılanma hakkının ihlali

Soruşturmacının tanıklığı

Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması hâlinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9. maddesi hükmü kıyasen uygulanır.

Düzenleme, soruşturmacının güvenliği ile sanığın soru sorma hakkı arasında denge kurmayı amaçlar. Nitekim AİHM de Calabro kararında, savunmaya soruşturmada görev alan görevlileri sorgulama fırsatı verilmiş olmasını ihlal bulunmamasının gerekçelerinden biri saymıştır. Kanaatimizce gizli soruşturmacının hiç dinlenmediği ve mahkûmiyetin münhasıran tutanağa dayandırıldığı hâllerde, AİHS'in 6/3-d maddesi bakımından ciddi bir sorun ortaya çıkar.

10. 2023 değişikliği: Ses ve görüntü kaydı

28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle CMK m.139/4'e şu cümle eklenmiştir:

CMK m.139/4, Ek Cümle

"Hâkim, soruşturmacının yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir."

Atıf yapılan alt bent, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu (TCK m.188) düzenlemektedir. Hükmün iki sınırı vardır. Kayıt yetkisi yalnızca bu suç bakımından tanınmıştır, katalogdaki diğer suçlar için geçerli değildir. Kayıt ayrıca yalnızca kamuya açık yerler ve işyerleri ile sınırlıdır.

Kanaatimizce bu düzenlemeden iki sonuç çıkar. İlk olarak hükmün varlığı, kayıt yetkisinin görevlendirme kararında zımnen bulunduğu varsayımını dışlar; kanun koyucu ayrı bir hâkim izni aramamış olsaydı böyle bir cümleye gerek duymazdı. İkinci olarak, konut bakımından benzer bir yetki tanınmamış olması karşısında, mefhum-u muhalif yoluyla konutta kayıt yapılamayacağı sonucuna varılmalıdır. Nitekim teknik araçlarla izleme bakımından CMK m.140/5 açık bir konut yasağı öngörmektedir.

Uygulamaya İlişkin Not

28.03.2023 tarihinden sonraki dosyalarda, görevlendirme kararında yalnızca gizli soruşturmacı görevlendirilmesine izin verilmiş ve ses veya görüntü kaydına ayrıca yer verilmemişse, elde edilen kayıtların hukuka uygunluğu tartışmaya açıktır. Hükmün yürürlüğe girmesinin üzerinden geçen süre dikkate alındığında bu konu henüz yerleşik bir içtihada kavuşmamıştır. Yukarıdaki değerlendirme kanun metninden çıkardığımız yorumu yansıtmakta olup, aksi yönde uygulama ile karşılaşılması mümkündür.

11. Savunma tarafı için kontrol noktaları

Hakkında gizli soruşturmacı veya gizli soruşturma yapan kolluk görevlisi eliyle delil toplanmış bir dosyada, savunmanın sistematik olarak denetlemesi gereken noktalar aşağıda sıralanmıştır. Denetimin, dosyadaki görevlendirme belgelerinin getirtilmesi talebiyle başlaması gerekir.

Dosyaya getirtilmesi istenecek belgeler

  • Gizli soruşturmacı görevlendirme kararının aslı veya onaylı örneği (aidiyet numarası korunarak)
  • Cumhuriyet savcısının talep yazısı ve dayanak tutanaklar
  • Başka suretle delil elde edilememesi gerekçesine ilişkin bilgi ve belgeler
  • 28.03.2023 sonrası dosyalarda ses veya görüntü kaydına ilişkin hâkim izni
  • Varsa CMK m.135 ve m.140 tedbir kararları ile tarihleri
  • Kolluk görevlisi söz konusuysa Cumhuriyet savcısının görevlendirme emri
  1. Katalog denetimi. İsnat edilen suç m.139/7'de sayılı mıdır? TCK m.220'nin ikinci, yedinci ve sekizinci fıkralarının katalog dışında bırakıldığı özellikle gözetilmelidir.
  2. Karar tarihi ve yetki denetimi. Görevlendirme kararı 02.12.2016 tarihinden önce mi verilmiştir? Öyleyse kararın ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle verilmiş olması gerekir; ayrıca münferit uyuşturucu ticareti o tarihte katalog dışındadır.
  3. Evre denetimi. Görevlendirme kovuşturma evresinde mi yapılmıştır, ya da henüz soruşturma açılmadan mı? Her iki hâl de kanuna aykırıdır.
  4. İkincillik denetimi. Kararda başka suretle delil elde edilememesi koşulu somut olarak gerekçelendirilmiş midir? Dosyada sonuç veren teknik takip veya iletişimin denetlenmesi tedbiri bulunuyorsa, bu koşulun gerçekleşmediği ileri sürülebilir.
  5. Kışkırtma denetimi. İlk teması kim başlatmıştır? Miktar ve fiyat hususunda ısrarla talepte bulunan kimdir? Failin önceki suç kaydı var mıdır? Müdahaleden önce failin suç hazırlığında olduğunu gösteren bağımsız bir delil dosyada bulunmakta mıdır?
  6. Tutanak ve tanıklık denetimi. Delil münhasıran kolluk tutanağına dayanıyorsa, tutanak düzenleyicilerinin tanık olarak dinlenmesi talep edilmelidir. Bu talebin reddi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup istinaf ve temyiz sebebi oluşturur.
  7. Nitelendirme denetimi. Görevli fiilen alıcı rolüne giren adli kolluk görevlisi olduğu hâlde tutanakta gizli soruşturmacı olarak mı anılmaktadır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.07.2018 tarihli kararı karşısında bu kavram karışıklığı tek başına sakatlık doğurmayacağından, itirazın savcı görevlendirmesinin bulunmadığı iddiasıyla birlikte ileri sürülmesi gerekir.
  8. Kabahat denetimi. İsnat bir kabahat ise, Anayasa Mahkemesi'nin 2016/69274 sayılı kararı doğrudan uygulama alanı bulur.

Usul yolları ve süreler

  • CMK m.268. Gizli soruşturmacı görevlendirme kararına karşı, tebliğinden itibaren 7 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz yolu açıktır; bu husus kararların hüküm fıkrasında da gösterilir. Uygulamadaki güçlük, kararın gizli tutulması nedeniyle çoğu zaman bu süre içinde öğrenilememesidir. Kanaatimizce bu hâlde sürenin öğrenme tarihinden itibaren işletilmesi talep edilmelidir.
  • CMK m.206/2-a. Hukuka aykırı yolla elde edilen delilin reddi talebi duruşmada açıkça ileri sürülmeli ve tutanağa geçirtilmelidir.
  • CMK m.217/2 ve m.230/1-b. Hükümde delilin hukuka uygunluğunun tartışılması zorunluluğu.
  • CMK m.289/1-i. Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması mutlak bozma sebebidir.
Uygulamadaki Durum

Yukarıda aktarılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, kolluğun alıcı rolüne girmesini geniş biçimde meşru saymaktadır. Bu nedenle yalnızca gizli soruşturmacı kararının bulunmadığı yönündeki bir itirazın, dosyada Cumhuriyet savcılığı görevlendirmesi bulunduğu takdirde sonuç vermesi beklenmemelidir. Kanaatimizce etkili savunma hattı kışkırtma iddiasıdır; bu iddianın başarısı ise failin suç kaydının bulunmamasına ve ilk temasın görevliden gelmiş olmasına bağlıdır. Usule ilişkin itirazların, esasa ilişkin savunma ile birlikte kurgulanması yerinde olur.

12. Mağdur ve müşteki açısından

Konu çoğunlukla sanık perspektifinden tartışılır. Oysa gizli soruşturmacı müessesesi mağdur ve müşteki bakımından da sonuç doğurur.

Tedbir, klasik yöntemlerle delil elde edilemeyen ve kapalı devre işleyen suç örgütlerinin ortaya çıkarılmasında başvurulabilecek yollardan biridir. Şikâyet dilekçesinde, klasik tedbirlerin neden sonuç vermeyeceğinin somut olarak açıklanması, savcılığın bu tedbiri talep etmesini kolaylaştırabilir. Buna karşılık kanun koyucunun katalogu bilinçli olarak dar tuttuğu gözetilmeli ve katalog dışı bir suçta böyle bir talebin kabul görmeyeceği bilinmelidir.

Usule aykırı bir görevlendirme mağdurun da aleyhinedir. Hukuka aykırı yöntemle toplanan delil sonradan mahkeme tarafından değerlendirme dışı bırakıldığında fail beraat eder ve mağdurun hakkına kavuşma imkânı ortadan kalkar. Bu nedenle mağdur vekilinin de tedbirin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğini denetlemesi, dosyanın sağlıklı ilerlemesi bakımından önem taşır.

Son olarak, tedbir kapsamında elde edilen ve suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgilerin derhâl yok edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Soruşturmaya taraf olmayan, ancak verileri kayda geçmiş kişiler bakımından bu husus ayrıca takip edilmelidir.

13. Sıkça sorulan sorular

Hakkımda gizli soruşturmacı görevlendirildiğini nasıl öğrenirim?

Görevlendirme kararı gizlidir ve tedbir süresince değişik iş kartonuna dahi takılmaz. Kişi bu durumu çoğunlukla iddianamenin tebliği üzerine ya da dosyadaki kısıtlama kararı kalktığında öğrenir.

Bu nedenle müdafiin ilk işlerinden biri, dosyaya görevlendirme kararının ve dayanak belgelerin getirtilmesini talep etmek olmalıdır.

Bana ısrarla uyuşturucu satmam için teklifte bulunan kişi polis çıktı. Bu tuzak sayılır mı?

Belirleyici olan tek soru şudur: sizde önceden bulunmayan bir suç işleme kastı yaratılmış mıdır? Görevli edilgen kalmayıp aktif rol aldıysa, ilk teması o başlattıysa ve müdahaleden önce sizin suç hazırlığında olduğunuzu gösteren bağımsız bir delil yoksa, AİHM içtihadı uyarınca bu bir kışkırtmadır. Elde edilen delil de hukuka aykırıdır.

Buna karşılık daha önce satış yaptığınıza dair somut şüphe veya delil bulunuyorsa savunmanın gücü azalır. Her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Örgüte üye olmakla suçlanıyorum ve dosyada gizli soruşturmacı var. Bu mümkün mü?

TCK m.220'nin ikinci fıkrası, yani örgüte üye olma suçu, CMK m.139/7'deki katalogda yer almaz. Kanaatimizce yalnızca bu isnada dayanılarak yapılmış bir görevlendirme kanuni dayanaktan yoksundur.

Ancak dosyada aynı zamanda m.220/1 (örgüt kurma veya yönetme), m.314 (silahlı örgüt) ya da m.188 (uyuşturucu ticareti) gibi katalog içi bir isnat da bulunuyorsa durum değişir. Bu nedenle görevlendirme kararının hangi suç için verildiği mutlaka incelenmelidir.

Gizli soruşturmacı duruşmada tanık olarak dinlenebilir mi? Kimliğini öğrenebilir miyim?

Soruşturmacının kimliği, görevi sona erdikten sonra da gizli tutulur. Öğrenilmesi mümkün değildir.

Tanık olarak dinlenmesi zorunlu ise, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir; 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9. maddesi kıyasen uygulanır. Savunmanın soru yöneltme hakkı bu çerçevede korunmalıdır.

Gizli soruşturmacının işlediği suçtan sorumluluğu var mıdır?

Soruşturmacı görevini yerine getirirken suç işleyemez. Buna karşılık görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz. Göreve başlamadan önce kendisine bu husus anlatılır.

Soruşturmacının bu sınırı aşarak bizzat suç işlemesi hâlinde, kanaatimizce tedbirin meşruiyeti ve elde edilen delillerin hukuka uygunluğu tartışmalı hâle gelir.

Bir kabahat nedeniyle idari para cezası aldım; polis müşteri gibi davranmıştı. Ne yapabilirim?

Anayasa Mahkemesi'nin 05.03.2020 tarihli, 2016/69274 sayılı kararı bu duruma doğrudan uygulanabilir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda gizli soruşturmacı benzeri bir usule imkân veren düzenleme veya 5271 sayılı Kanuna atıf bulunmamaktadır.

Kolluğun edilgen kalmayıp aktif rol aldığı ve önceden somut şüphenin gösterilemediği hâllerde, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ihlal edilmiş sayılır. İdari para cezasına itiraz sürecinde bu karara dayanılabilir. Süreler kısadır, vakit kaybedilmemelidir.

Gizli soruşturmacı kararına itiraz edebilir miyim?

Evet. CMK m.268 uyarınca karara karşı, tebliğinden itibaren 7 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.

Uygulamadaki güçlük, kararın gizli tutulması nedeniyle çoğu zaman bu süre içinde öğrenilememesidir. Bu hâlde sürenin öğrenme tarihinden başlatılması talep edilmelidir.

Dosyanızı değerlendirmemizi ister misiniz?

Gizli soruşturmacı veya gizli soruşturma yapan kolluk görevlisi eliyle delil toplanmış dosyalarda sonucu belirleyen husus çoğu zaman usule ilişkin ayrıntılardır: görevlendirmenin hangi merci tarafından, hangi suç için ve hangi tarihte yapıldığı; kararın gerekçesinin somut olup olmadığı; ilk temasın kimden geldiği. Bu ayrıntılar dosya incelenmeden değerlendirilemez.

TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık, ceza muhakemesi hukuku ve koruma tedbirleri alanında; soruşturma evresinden istinaf ve temyiz aşamasına kadar şüpheli ve sanık müdafiliği ile mağdur ve müşteki vekilliği hizmeti vermektedir. Değerlendirme talebiniz için:

  • Elinizdeki iddianame, tutanak ve tebligatları hazır bulundurunuz
  • Görevlendirme kararının tarihini ve isnat edilen suçu belirtiniz
  • İtiraz, istinaf ve temyiz sürelerinin kısa olduğunu göz önünde bulundurunuz
TUĞ LEX ile İletişime Geçin

TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık

Ceza Hukuku Çalışma Birimi
Bu çalışma, TUĞ LEX Hukuk Kütüphanesi serisi kapsamında hazırlanmıştır.

Kaynakça ve Mevzuat

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.139, 140, 140/A, 160, 161, 206, 217, 230, 268, 289
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu
  • 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9
  • Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik
  • 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun m.13; 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun m.27; 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK m.142 (1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun m.137 ile aynen kabul); 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun m.19
  • Yener Ünver ve Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku Ders Kitabı, 9. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2014
  • Ersan Şen, Türk Hukukunda Telefon Dinleme, Gizli Soruşturmacı, X Muhbir, 5. Baskı, Seçkin, Ankara 2011

Yasal uyarı. Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve vekâlet ilişkisi doğurmaz. Metinde yer alan değerlendirmelerin bir kısmı yerleşik içtihada değil, kanun metninden çıkarılan yoruma dayanmakta olup bu hususlar ilgili başlıklar altında ayrıca belirtilmiştir. Her uyuşmazlık kendi somut olguları çerçevesinde değerlendirilmelidir; burada yer alan açıklamalara dayanılarak alınacak kararlardan doğabilecek sonuçlardan TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık sorumlu tutulamaz. Mevzuat ve içtihat değişebileceğinden, somut bir dosyada işlem yapmadan önce güncel durumun bir avukat aracılığıyla teyit edilmesi gerekir. Ceza muhakemesinde itiraz, istinaf ve temyiz süreleri kısadır ve kaçırılması hak kaybına yol açar.

Telif hakkı. Bu çalışmanın tüm fikrî hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık'a aittir. Yazının tamamı veya bir kısmı, TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık'ın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, başka bir mecrada yayımlanamaz, işlenemez, umuma iletilemez veya ticari amaçla kullanılamaz. Eser sahibinin adı ve kaynak açıkça gösterilmek kaydıyla yapılacak iktibaslar, anılan Kanun'un 35. maddesi kapsamında saklıdır. İzinsiz kullanım hâlinde 5846 sayılı Kanun'un 68 ve devamı maddeleri ile 71. maddesi uyarınca hukuki ve cezai yollara başvurulacaktır.

© 2026 TUĞ LEX Hukuk ve Danışmanlık · Tüm hakları saklıdır.

Back to current evaluations